3 Temmuz 2014 Perşembe

Gazze’de bombardımanlar altında Ramazan

 

 

İsrail’in barıştan yana olmadığına işaret Filistinlilerin almış olduğu olumlu karardı.

Gazze ile ikiye bölünmüş Filistinlilerin bir araya gelmeleri oldu.

Anlamsız bir şekilde parçalanmış bir Filistin karşı tarafın işini kolaylaştırmıştı.

Bu oyun bozulunca barış ve uzlaşmadan yana olmayan İsrail devleti bahanesini bulmuş oldu.

Yan çizmeye başladı.

Bu nedenle uzlaşmayı engellemek için bahaneler aramaya başladı.

Kimin tarafından yapıldığı açık ve net bir şekilde bilinmeyen İsrailli üç gencin ölümü saldırıların yoğunlaştırılması için önemli bir koz oldu.

Sürekli olarak Gazze’ye hava saldırıları düzenleyerek Filistinlileri mağdur etmeye evlerini başlarına yıkmaya devam ediyor.

Günümüzde sözde geçerli olan insanlığı ilgilendiren ne varsa bütün hakları ihlal ederek mazlum ve savunmasız Filistinlileri en temel hakları olan hayat hakkından mahrum etmeye devam ediyor.

Bu işi 60 yılı aşkın bir süredir sürdürüyor.

Nerde BM, uluslararası toplum ve diğer hak savunucu organizasyonlar diye sorarsak, bunlar ancak işlerine geldiğinde görevlerini yapmaktalar.

Üç genç muamması yüzünden yüzlerce Filistinli gözaltına alındı, 15-20 gün içinde onun üzerinde Filistinli İsrail güçleri tarafından öldürüldü.

Evleri bombalandı, yerle bir edildi!

Bu insanlık dışı gelişmeleri uluslararası toplumun hiçbir ileri geleni kınamadı, tenkit etmedi.

Çok iyi organize olmuş İsrail devleti her türlü politik gücü kullanarak kendini mağdur ve mazlum olarak bütün dünyaya kabul ettirmiş.

Terörist saldırılara maruz kalan Filistinliler ise en ilkel usullerle kendilerini savunmaya kalkıştı mı terörist damgasını vurarak, “İsrail’in güveliği tehlikede” yaygarasını kopararak bütün dünyaya kendisini haklı gösterme rolünü çok iyi oynamakta.

Bu rolünü de çok iyi becermekte.

Fakat dünya kamuoyu da şu soruyu hiç sormamakta;

“Bu topraklar Filistinlilerin kendi öz toprakları, sen bu toprakları bir taraftan işgal ederken diğer taraftan Filistinlilere her türlü zulmü uyguladın, öldürdün, evlerini başlarına yıktın ölenler öldü kalanlar ise başka ülkelere göç etmek zorunda kaldı.”

Bugüne kadar işgal ettiği, yaktığı ve yıktığı toprakları elde etmekle yetindi mi, hayır; 60 yıldır binlerce Filistinliyi nahak yere öldürdü yetindi mi hayır.

Bütün bu gelişmelerin verdiği mesaj ise İsrail devletinin barış yapması, Filistinlilerin bağımsız bir devlet kurmalarına müsaade edilmesinin mümkün görünmediğidir.

Kendi açısından İsrail devletinin başarısının arkasındaki gerçek ise her türlü ileri teknolojik silaha ve düzenli bir orduya sahip olması…

Medyayı iyi kullanması, uluslararası medya ve uluslararası toplumun kesintisiz desteğini alması. Kendisinin sürekli terörist saldırıya hedef olduğu argümanını iyi kullanması gibi hususlar sayılabilir.

Filistin’e gelince bu saydığımız hususların hiç birine sahip değil. Bugüne kadar düzenli bir ordusunun olmaması nedeniyle kendisini terörist olarak yaftalamışlar.

En büyük eksiği ise bölünmüş İslam âleminin desteğini alamamış olması.

Özellikle petrol zengini Müslüman ülkelerin Filistin davasına duyarsız kalmış olması, Filistinlilerin mevcut mağduriyetine zemin hazırlamış.