19 Temmuz 2017 Çarşamba

Tek tip sistemi




Bu kadar imkan ve rahatlık tanınır ve böyle giderse, bu azılı katiller kendilerini haklı durumu çıkaracaklar. Bu şovlarına devam ederek emperyalistlerin desteğini artıracaklar.
Uluslararası af örgütü bunların masum olduğunu dünyaya duyurabilecek.
İstediği gibi giyinecek, istediği gibi saç sakal bırakacak, istediği gibi hareket edecek.
Bu utanmazlar 249 vatansever masum vatandaşımızı şehit ettiler.
Bu emperyalist uşaklarının kalkışmaları neticesinde vatan savunmasına koşanlardan 2 binin üzerinde vatandaşımız gazi oldu.
Hiçbir şey yokmuş gibi şimdi mağdur şovu yapıyorlar.
Bu satılmışlar nasıl 15 temmuz 2016 yılına kadar bu ülkenin bütün kurumlarını alabildiğine istismar ettilerse, şimdi de aynı istismar politikalarını sürdürüyorlar.
Ellerindeki her türlü imkanı ve malzemeyi alabildiğine kötüye kullanan bu azılı katiller ve vatan hainleri bu gidişle bu şekilde kendilerini sütten çıkmış ak kaşık misali temize çıkaracaklar.
Eldeki bütün delillere rağmen, bu masum millete karşı kullandıkları en ağır silahlara rağmen, girdikleri masumiyet havasına ne demeli?
Çünkü yüzsüzler, yüzü kızarmayanlar bu tür rolleri iyi oynar.
Bunlar istismar konusunda alabildiğine uzmanlaşmış, başlarındaki şarlatan ve arkalarına aldıkları emperyalist güçlerden aldıkları talimat ve taktikle her türlü masumiyet rolünü oynayacaklardır.
Elde bu kadar güçlü delil varken bunlar daha neyin masumiyetini oynuyorlar?
Olsa olsa bulundukları ortam bu şovları yapmaya çok müsait olmalı.
Be hey kendini bilmez, senin görevin şanlı elbise altında elinde tuttuğun ağır silahlarla vatan savunması mı yapmaktı, yoksa o ağır silahları eşi ve örneği görülmemiş bir şekilde bu ülkenin masum insanlarına çevirmek miydi?

Bu güruh hala daha bu ülkeyi emperyalistlere teslim edemediklerinin acısını mı yaşıyor?
Bunlar bu ülkenin bağımsız ve hür bir ülke olarak kalacağını anlamayacak ve idrak edemeyecek kadar vatan ve millet sevgisinden yoksunlar.
Bu millet ve bu devlet bunun için mi sizi yetiştirdi?
Yıllarca yaptığı harcamaları emperyalistlere uşaklık yapmanız için mi yaptı?
Yıllarca size verilen eğitimi bu ülkenin silahlarını emperyalistler adına bu ülkenin masum insanlarına çevirmek için mi yaptı?
Bunların yargılanması sadece 15 temmuz kalkışmasıyla değil, aynı zamanda başka hususları da kapsaması gerekir.
Çünkü bu milletten alınan vergilerle yapılan harcamaları alabildiğine kötüye kullandılar.
Bu ülkenin, bu insanların istiklal ve istikbalini tehlikeye atarak emperyalistlere peşkeş çekmeye çalıştılar.
Yargı süreci devam ediyor, adaletin tecelli edeceğinden ve ülkemizin bağımsızlığını tehlikeye atanların en ağır cezaya çarptırılması bu ülkenin kahir ekseriyetinin isteği ve aruzudur.
Bu hainlerin hukuk sistemi içinde en ağır cezaya çarptırılması ve bu husustaki kararlılık aynı zamanda bu tür kalkışmalara yeltenmek isteyenlere de önemli bir ders olacaktır.

Her türlü istismarın önlenmesi için, saç ve sakal da dahil “tek tip” sistemin uygulanması yerinde bir karar.

16 Temmuz 2017 Pazar

15 Temmuz Destanı



Şanlı tarihimiz destanlarla dolu, 15 Temmuz’la buna bir yenisi daha eklendi.
Bu millet çok sayıda devlet kurmuş olan bir millet.
Bu milletin mayası, irfanı İslamın da tek sağlam kalesini temsil eden Türk milletini çok şükür devletsiz, vatansız, bayraksız bırakmamış.
Ülkemiz insanları bir milleti millet yapan değerlere hep sahip çıkmış.
Bu değerleri canı pahasına korumuş.
Bir vatan şairinin ifadesiyle, “Bu vatan toprağın kara bağrında sıra dağlar gibi duranlarındır; Bir tarih boyunca onun uğrunda kendini tarihe verenlerindir.”
15 Temmuz 2016 akşamı vatansever milletimizin vatan sevgisi, vatanı koruma refleksi, birlik ve beraberlik ruhunun tecellisi ve sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla meydanlara indi.
15 Temmuz’da ülkemiz için ikinci bir kurtuluş savaşı niteliğindeydi.
15 Temmuz emperyalist güçlerin bu ülkede artık darbe olmaz kanaatine varmış milletimize çok acı bir ders vermenin kalkışmasıydı.
Bu defa bu emperyalist güçler devletimizin önemli kurumlarına sızmış satılmış uşaklarıyla darbeden çok daha ötesi bir darbe vurmak istiyordu.
Çok şükür hevesleri kursaklarında bırakıldı!
O asker kılıklı şanlı ordumuzun içine sızmış alçak teröristler bize, bu ülkeye acı bir ders vermenin, çok acı bir intikam almanın hayaline kapılmışlardı.
En azılı bir düşman bile bu denli acımasız ve zalim olamazdı.
Ülkesine, savunmasız insanlarına karşı bu denli kin ve garez besleyemezdi; savunmasız masum insanlara karşı en ağır silahları kullanarak saldıramazdı.
O gece Türk milleti etnik kökeni, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun bu hainler karşısında, bu satılmışlar karşısında tek vücut, tek yürek, tek yumruk, tek ses olmuştu.
Bu millet; sömürü uşaklığına soyunmuş bu hainler karşısında tek vücut, tek yürek tek ses olmanın faziletiyle bir kahramanlık örneği daha gösterip bir zaferi tarihine altın harflerle yazdırmıştı.
Bu silahsız bu vatansever insanların “yapmayın, etmeyin, biz kardeşiz, siz bizim askerimizsiniz” yalvarışlarına karşı duygusuz, duyarsız, merhametsiz ve acımasızdı.
Gözlerini kin ve nefret bürümüş; bu hainlerin beyninden ve gönlünden merhamet ve vatan sevgisi silinmişken, bu vatansever millette de korku yok olmuştu.
Tek ve en güçlü silahı gönlündeki imanı elindeki bayrağı ve cesaretiydi.
Yedi düveli arkasına almış, satılmış bir şarlatan beyinlerini yıkadığı terörist bir güruh ile aziz vatanımızı satmaya çalıştı.
Bu satılmış alçaklar eğer o kalkışmada başarılı olsalardı kendilerini bu millete kahraman olarak göstereceklerdi, çok şükür bu millet onların bu alçak kalkışmasına müsaade etmedi.
Fakat FETÖ’cüler hala o sahte, o sözde kahramanlık payesiyle yanıp tutuşuyorlar. Nitekim göğsüne İngilizce kahraman “hero” kelimesini yazdıran o mesajı aslında bu millete değil; bu millet onların ne deneli eşi görülmemiş vatan haini olduğunu çok iyi biliyor.
Bu mesajı uşaklığını yaptıkları emperyalistlere veriyorlar “bakın biz sizin kahramanınız” diyorlar. Ama onlar da bu satılmışları kahraman değil uşak olarak görüyor, kabul ediyorlar. Hatırlarsak onlar 1980 darbesinde ‘bizim çocuklar’ ifadesini kullanmadılar mı?

   

11 Temmuz 2017 Salı

Hak, hukuk, adalet



Bu kelimeler ilk anda kulağa hoş gelen sözler…
İlk bakışta ne süslü kelimeler değil mi?
Aslında öyle değil, çünkü maksat başka.
Bu kelimeleri kullananlar sadece ve sadece istismar ediyor.
Bu kelimelerin dili olsa da istismar edenleri dile getirse…
Bu millet bu ve benzeri kelimelere hiç yabancı değil.
Bu ve benzeri kelimelerin ne zaman gündeme geldiği ve neleri çağrıştırdığını Türk milleti çok iyi biliyor.
Biliyor ki ne zaman ülke ekonomisiyle, milli gelir artışıyla şaha kalkmış, o zaman bu ve benzeri kelimeleri birileri emperyalistlere taş çıkartırcasına dillendiriyor.
Bu ve benzeri kelimeler ise hep bu ülkeye yıkım getirmiş, darbe getirmiş, işgal getirmiş!
Bu ve benzeri kelimeler emperyalistlerin peşinden koştuğu taş atıp da kolunu yormadan hain emellerine kavuşturan kelimeler olmuş.
Bu kelimeleri diline pelesenk yapanlar hep bu ülkeye zarar vermiş, hep bu ülkeyi geri götürmüş, hep bu ülke insanına çok zararlar vermiştir.
Bu kelimeleri dillendirenler hep sömürü dünyasının değirmenine su taşımış.
Bu kelimeleri dillendirenler ne haktan, ne hukuktan ve ne de adaletten yana olmadığı gibi; bu süslü kelimeleri kullanarak, kendilerine ikbal hazırlamış.
Sadece üç beş diyeceğimiz miktarda bir azınlığa gelecek hazırlamış, fakat bu milletin kahir ekseriyeti ise çok şey kaybetmiş.
Maddi ve manevi kayıplar yaşamış...
Ama bu kayıplar bu üç beş kişinin umurunda olmamış, şunu iyi biliyoruz ki, bu üç beş kişi kesinlikle bu milleti düşünmemiş; bilinçli olarak veya millet ve memleket şuurundan yoksun olarak sadece emperyalist güçlerin oyununa gelmiştir.
Söz konusu kelimeler ülkemizde belli bir zihniyetin sloganı olmuş, bunları dillendirerek bir yerlere gelmeye çalışmışlar. Fakat kazara geldiklerinde de verdikleri bu sözlerinde hiç duramamışlar.
Gayeleri, hedefleri o sloganların muhteviyatını hayata geçirmek değil, sadece bunları kullanarak köşe dönmek, bu ülkeye ise alabildiğine zarar vermek olmuş.
Bunun somut örnekleri ülkemizde defalarca yaşanmış, kaybeden ise bu millet ve ülke olmuş.
Bu sloganlar bir imparatorluğu yıkmış, bu söylemler, bir başbakan ve iki bakanını haksız bir şekilde idama göndermiş.
Nerede hak; nerede kaldı hukuk, nerede kaldı adalet!!
Öyle olsaydı, bir başbakan ve bakanları haksız yere idam edilir miydi?
Bu kelimelere sadakatle bağlı olan ve bu hususta samimi olanlar millet iradesiyle iş başına gelmiş bir başbakan ve bakanlarının idamına müsaade edilir miydi?
Hak, hukuk ve adalet diyenler, demokrasi diyenler 28 Şubat sürecine göz yumarlar mıydı, başörtülü öğrencilerin ve çalışanların haklarına saygı göstermezler miydi?
Bu ülke; hep hak, hukuk ve adalet deyip fakat uygulamada bu kavramlara ne ölçüde ilgisiz kaldığını çok iyi biliyor.
Akıl ve mantık sahibi, sağduyu sahibi olan bu ülke vatandaşlarının çoğunluğunun iyi bildiği bir hakikat var, ne zaman bu ülkede kalkınma hızlansa, bu ve benzeri olumsuz hareketler hep ola gelmiş.
En son bir çirkin kalkışmayı 15 temmuz 2016’da bu ülke görmedi mi?
Bu hain kalkınma neden yapıldı?
Bu hainler bu milletin silahını kimin adına bu masum insanlara çevirdi?
Var mı başka ülkede bu denli gaddarlık, bu denli hain ve çirkinlik örneği?
Artık bu millet her şeyin farkında, her şeyin farkında olmasaydı 15 temmuz 2016 akşamı bölük bölük meydanlara, caddelere iner miydi?
Bu ülke Cumhurbaşkanıyla, hükümetiyle demokratik yollarla halkın %50’sinin üzerinde oy alarak işbaşına gelmedi mi?
Bu halk en son birkaç ay önce mevcut yönetime olan güvenini yine %50’nin üzerinde bir oy çoğunluğu ile yinelemedi mi?
O halde bu hazımsızlık neden, bu istemezük çığırtkanlığı neden?
Hakka, hukuka ve adalete saygısı olan halkın bu tercihine saygı duyar!!
Bu milletin huzurunu, istikrarını bozmaya kimsenin hakkı yok!
Adalet çığırtkanları neden 2011 yılından beri Suriye’de emperyalist güçler istedi diye yüzbinlerce masum insan, çocuk, kadın ve savunmasız insanların acımasız bir şekilde, eşi görülmemiş bir şekilde katledilmesine sessiz kaldı!
Nerede bu adalet isteyenler, nerede hak ve hukuk isteyenler?
Nerede bunların emperyalist uzantıları?
Adalet isteyen, hak ve hukuk isteyenler eğer bu kavramları dillendirmede samimi isler önce bu masum ve savunmasız insanlar için bu temel hakları emperyalist güçlerden istesinler.
İsteyebilirler mi?
Altı yılı aşan bir süredir milyonlarca Suriyeli memleketini terk etmek zorunda kaldı, adalet olmadığı için, hak ve hukuk olmadığı içi kaçan kaçtı kaçamayan da zalim yönetimin zulmü altında acımasızca hayatını yitirdi.
Eğer bu ülkede hak, hukuk ve adalet olmasaydı bu insanlar da ya hayatlarından olur veya ülkesini terk edip sığınmacı durumuna düşerdi!!   
Oysa gerçek herkesin bildiği gibi öyle değil, gerçek ülkenin kalkınmasını bunca sıkıntılı durumla karşılaşılmasına rağmen sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmuş bir yönetimin varlığıdır…
Artık emperyalistlerin hain emellerine boyun eğmek istemeyen bir irade var ülkemizde.
Bunun en bariz ve haklı örneğini ise 15 temmuzda millet olarak, ülke olarak yaşadık ve gördük.

Mevcut yönetim yetkiyi kendi öz halkının tercihi ile almış, emperyalist güçlerden değil!!