Kar yağışı yeryüzü
atmosferi içinde bulutlardan düşen suyun kristal buz formunda oluşan şekli.
Yeryüzünü göz alıcı beyaz bir örtüye bürüyen bu yağış şeklinden faydalanma
oranı daha yüksek, aynı zamanda kış sporlarının da vazgeçilmez temel öğesi. Turizm
sektörünü kış aylarında canlı tutan hayati bir unsur.
Yeryüzünde kar almayan
yer olduğu gibi, bazı yüksek dağların karı ise hiç eksik olmuyor, beyaz örtüsü
eksik olmayan bu dağlar ise sürdürülebilir suyun ana kaynağını oluşturuyorlar.
Söz konusu dağlarda eski
karın üzerine yenisi yağarak sürekli kar altından kalmaktalar, tıpkı kutuplar
gibi…
Tabii olarak kışın
kışlığını; yazın da yazlığını yapması arzulanıyor. Son yıllarda iklim
değişikliği nedeniyle bu düzende zaman zaman bozulmalar olduğa şahit oluyoruz.
Bu sene geçmişlerine göre
kış biraz daha ağır geçiyor. Özelikle Avrupa’da ve ülkemizde ise orta ve doğu Anadolu
bölgesi kışı daha ağır yaşıyor.
Bir yandan soğuklar, bir
yandan yağan karın hayatı zorlaştırdığı, özellikle Avrupa’da ölümlere yol
açtığını öğreniyoruz.
Kış bu yönüyle sıkıntı
verirken, karların eriyip suya dönüşmesi ise bolluk ve bereketin işareti
oluyor.
“Senenin bereketi
baharından belli olur” veciz sözü gereği, kışın bol kar yağışı ile geçmesi su
kaynaklarını ve havzalarını beslemesi bakımından hayati önem taşıyor.
Aynı zamanda yer altı su
kaynaklarını beslemesi için de kar yağışının ayrı bir önemi var.
Yağmur sularının hemen
akışa geçmesi nedeniyle geri besleme açısından kar sularının sağladığı su kadar
faydalanma imkânı yok.
Ancak bu faydalılık oranı
sürecin nasıl işleyeceğine bağlı olarak değişiklik gösterecek.
Karların erimesi bahar
mevsiminde bir yandan yağmur yağışı, diğer taraftan da güneşin eritme etkisiyle
akışa geçecek.
Bu sürecin geniş bir
zaman dilimine yayılması gerek faydalılık ve gerekse taşkın hadiselerinin
azlığı ve zararının az ya da olmaması bakımından hayati bir önem taşıyor.
Aksi takdirde erime
sürecinin kısa bir zaman dilimine sığması ise, kar sularının taşkınlara yol açacağı
gibi, faydalılık oranını da düşürmüş olacak.
Yüksek su potansiyeline
dönüşecek metrelerce yağan karın hızlı erimenin etkisiyle açık arazilerde
erozyonu tetikleyeceği ve bu şekilde toprak kaybına neden olacağı ihtimalini
göz ardı etmemek gerekiyor.
Geçmiş yıllara göre daha
yüksek bir hacimle yağan karın erime sericine girmesiyle dereler, ırmaklar ve
nehirlerin su potansiyeli bahar aylarında normallerinin üzerine çıkacak. Belki
de önceki yıllarda erken kurumaya çekilen su yatakları ve havzalar bu yılın
bereketiyle akışını sürdürebilecek. Bu vesileyle söz konusu su kaynaklarının
çevresinde bulunan tarım alanlarının taşkınlara maruz kalma tehlikesiyle
karşılaşma ihtimali olsa da, tarımsal üretim sezonunda büyük ihtimalle su
sıkıntısı yaşamamış olacaklar.
Bu da ‘Senenin bereketi
baharından belli olur’ vecizesi gereğince; gerek tarım ürünleri ve gerekse
sulama ve enerji amaçlı barajların verimliliği bakımından yılın bereketli
geçeceğinin göstergesi oluyor.
Gerek tarımsal üretimde
ve gerekse enerji üretiminde bereketli bir yıl dileğiyle...