15 Temmuz 2013 Pazartesi

Yaptırım masalı emperyalist güçlerin oyunu


 

 

Günümüzde bazı İslam ülkeleri batı ve emperyalist güçlerin baskı ve kuşatması altında.

Güçlerini birleştiren sömürü güruhu özellikle İslam ülkelerinin zayıf taraflarından istifade ederek, menfaatlerine olan bu çarpık düzeni sürdürmeye çalışıyorlar.

Daha doğrusu böyle bir ortamın var oluşu, devamı kendi menfaatlerinin devamını sağlayacaktır...

Yaptırım kılıfı, sömürü ve haksızlık üzerine kurmuş oldukları hileli düzeni sürdürmek için istedikleri zaman uygulamaya koydukları bir hain plandan başka bir şey değil.

Bu aynı zamanda bağımsız bir ülkenin haklarını gasp etmekten başka bir anlama gelmiyor.

Eğer bu parazitler sömürü düzenlerini bir ülkede sürdürüyorlarsa ve istedikleri gibi kukla bir idare varsa ve bu düzen sürdükçe onlar için bir sıkıntı yok...

Eğer sömürülmede bir sıkıntı ve tehlike oluşursa ellerinin altında hazır tuttukları bir takım karşı faaliyetleri harekete geçirerek amaçlarına hile ve desise ile ulaşma yoluna başvuruyorlar.

Bu entrikalar terör olabilir, o ülkenin bazı güçlerini içerden kuşatmak ile olabilir… Çirkin emellerini gerçekleştirmek için bahane bulmada usta olduklarında hiç şüphe yok.

Yaptırımlar özellikle İslam dünyasının ekonomik gelişmesi, kalkınmasını ve refah seviyesinin yükseltilmesini önlemek için bulunmuş bir kılıf.

Özellikle bulunduğumuz bölgede bulunan İslam ülkelerinin birbirleriyle yapacakları her türlü ticari ve ekonomik faaliyetlerine gem vurarak, örtülü bir şekilde sırf bu ülkelerin gelişme ve kalkınmasını önlemek amacını taşıyor.

Kitle imha silahların varlığı, nükleer silah üretimi, terörist organizasyonlara ortam hazırlamak ve bunun bazı ülkelere karşı tehdit oluşturması gibi birçok neden yaptırım uygulanmasında gerekçe olarak gösterilebilmekte.

Bu düzen Osmanlı İmparatorluğunun içerdeki hain güçlerin yıkılması ile bir asırdır devam ediyor.

Çünkü söz konusu ülkeler için İmparatorluk bir yönlendirici, sığınacakları güvenli bir liman, dahası İslam âleminin birlik ve beraberliğini, istikrarını sağlayacak yegâne bir varlıktı.

Osmanlı İmparatorluğu sömürü düzenin kurulması için yıkıldı, İslam ülkelerinin geri kalması ve zenginliklerinin sömürülmesi, bugün birçok İslam ülkesinde uygulanan vahşetin yapılması için yapıldı.

Yaptırıma maruz kalan ülkelerin bu durumu ise günümüzün geçerli yönetim şekli olan demokrasiye sahip olmamaları veya sağlıksız bir demokratik yapı ile yönetilmelerinden ileri geliyor.

Dolayısıyla bu ülkeler uluslararası arenada gerçek güçlerini birleştiremiyor, kendi haklarını yeterince savunamıyorlar.

Hep başkalarının ağzına bakarak görüşlerini dile getirebiliyorlar. Bu da İslam ülkelerine ve hem de küresel barış, istikrara olan katıklarında eksiklik oluşturuyor.

İslam ülkelerine haksız bir şekilde uygulanan yaptırımların aslında bir hukuksuzluk ve haksızlık uygulamasından başka bir şey değil.

Yine bu haksız uygulamada en büyük hata ve eksiklik ise İslam ülkelerinin ortak bir irade ortaya koyamamalarından ileri geliyor.

Medeni cesaretlerinin eksikliği ve kişisel çıkarlarının gitmesinden korkmaları, gereken ortak çıkış ve savunmalarına engel oluşturuyor.

Türkiye gibi, daha doğrusu bu hususta önderlik edecek tek ülkenin de Türkiye olması; gelişme ve kalkınması bazılarını, aslında emperyalist güçleri rahatsız ediyor!

Onlar da biliyor ki Türkiye’nin her alanda güçlenmesi küresel terörün bitmesi olacak; sadece İslam âleminin çektiği sıkıntılar değil, aynı zamanda bütün mazlumların sıkıntılar birer birer yok olacak…