26 Temmuz 2012 Perşembe

Suya holistik yaklaşım


Suyun önemi zaman zaman daha fazla öne çıksa da, sağlık ve hayat kaynağı olması nedeniyle gerek insan ve gerekse ekonomik hayatta giderek önemi artıyor.
Canlıların hayatlarının ve ekonominin bütün kollarıyla sürdürülebilir olması ise, yeterli ve istenilen özelliklere sahip su kaynaklarının varlığına ve devamlılığına bağlı.
Suyun ekonomideki değerinin yıldan yıla artış göstermesi, her geçen yıl daha çok markanın su piyasasına girmesine neden oluyor. İç piyasada her yıl artış gösteren su aynı zamanda ihracat maddesi. İhracat konusu su olunca gelecek yılarda bununda haliyle miktarı aratacak.
Belki de, gelecek on yıllarda çok önemli bir ihracat kalemi olacağı gibi, Türkiye’nin 2023 ihracat hedeflerini yakalamasında kayda değer bir katkı sağlayacaktır.
Özellikle içilebilir nitelikteki su kaynakları çeşitli nedenlerden dolayı kıtlaştıkça, ekonomideki yükselen bir değer olma özelliğini sürdürüyor olacak.
Suyun en büyük düşmanları ise günümüzde yaşadığımız küresel ısınma, iklim değişikliği, sanayileşme ve teknolojide hızlı olarak yaşanan değişim ve bu değişimin kaynaklar üzerine bıraktığı ağır yükler...
Bu yükleri mümkün olduğu kadar azaltmak için, gerek suyun kalitesi ve gerekse sürdürülebilirliği açısından ekosistemler büyük önem arz ediyor.
Bu ise eğitim, farkındalık ve sorumluluk gibi konuları gündeme getiriyor karşılaştığımız çevresel sıkıntıların azaltılmasında.
Su şirketlerinin bu en zaruri ihtiyaç konusunda işletmelerinde bir uçtan bir uca kadar hijyenik ekipmanlarla donatılmaları gerektiği gibi, bu hayati konuda görev alacakların da bu işin hayati önemini kavramaları ve özümsemeleri gerekiyor.
Yapılan yanlışlıkların ve sorumsuzlukların hem insan sağlığına ve hem de ülke ekonomisine büyük zararlar verebileceği gerçeğini unutmamak gerekiyor.
Bu durumda su kaynaklarının yönetimi önemli bir konu olarak karşımıza çıkıyor.
Su kaynaklarını en iyi şekilde kirletmeden ve sürdürülebilir bir yapı içerisinde yönetmek hususunda herkese görev düşüyor. Unutulmaması gerekenin ekosistemiler büyük önem taşıyor olması; bunların korunması, tahrip olanların yeniden tesis edilmesi…
Yeşil ve orman varsa oralarda sular tutunabiliyor, depolanabiliyor ve bu sistem aynı zamanda temizleme görevi yapıyor.
Çevre kirliliğinin su kaynaklarına vermiş olduğu zararın daha çok büyümeden ve içinden çıkılamaz bir boyuta ulaşmadan, sanayi kuruluşlarımızdan tutun suyla ilişkili olan en küçük birime ve ferde kadar her kesimin bu konuya hassasiyet göstermesi gerekiyor.
Sanayi kuruluşları ve şehirleşmenin kaçınılmaz bir sonucu olarak artan atıkların su kaynakları üzerinde oluşturduğu yükün azaltılması holistik bir yaklaşımı gerektiriyor.
Su konusu çeşitli yönleriyle sadece ülkemizde değil, küresel boyutta bütün dünyanın en önemli problemi olarak giderek büyüyor.
Küresel ısınmaya bağlanan aşırı yağışlar veya aşırı kuraklar neticesinde telafi edilemez zararlarla karşılaşmak ne yazık ki mümkün oluyor!  
Netice olarak meseleyi halletmek ise holistik bir yaklaşım sergilemekten geçiyor. Yani konuyu bir bütün olarak ele alıp fonksiyonel hale getirilmesi çözümü kolaylaştırıp, sorunları azaltacaktır.