19 Temmuz 2012 Perşembe

Irkçı baas rejiminin düşündürdükleri




Temeli yanlış atılmış, ırkçı ve milliyetçi zihniyet üzerine kurulmuş bir devlet…

Evet, millet ve devlet olma anlayışından yoksun baskıcı bir baas rejimi daha sona yaklaşıyor.

Keşke bu bitiş bu acımasız ve insafsız bir yolla değil de, demokratik usullerle olsaydı. Bunca kan dökülmeseydi. Demek ki ırkçılık ve koyu milliyetçilik üzerine bina edilmiş yönetim biçimleri sahip olduğu karakteristik yapı gereği sadece günümüzde değil hiçbir zaman itibar bulamamış ve varlığını sürdürmesi de mümkün olamamış.

Dahası, sözde temsil ettikleri toplumlara da huzur ve rahat vermemişler.

Bir ırkçı rejim daha, insanlık adına kötü bir örnek olarak yakın gelecekte tarihteki yerini almış olacak…

İşte bu durum, hala bu büyük yanlışlığı göremeyip ya da görmek istemeyenlerin kişisel menfaat ve arzularını tatmin etmekten öteye geçmeyen bir anlayışın tezahürüdür…

İşin başından beri içine düştüğü yanlışlıklar, selim aklın gereği yapılan doğru ikazlara kulak asmayıp, yanlış kılavuzlara takılan Suriye’nin lideri akıttığı kan gölünde boğulmak üzere yoluna devam ediyor. Akıttığı bu kan gölünde boğulmadan önce önünde son bir fırsat bulunuyor…

Kendisine yapılan doğru ve yapılması gerekenin aksine, yanlış yolda yürümeye devam eden Suriye’nin zalim lideri Esat için gelişmelere bakılırsa artık son dönemece girilmiş durumda.

Bunu çok iyi değerlendirip kendisi gibi sadece zulmet yolunu seçenlerin akıbetine uğramamak için önünde duran bu son fırsatı iyi değerlendirip, hem kendisi ve hem de Suriye vatandaşları için doğru olanı tercih etmesi gerekir, diye temenni ediyoruz.  

Yapılması gerekenin bugüne kadar yaptığı telafisi imkânsız, fakat 'zararın neresinden dönülürse kardır' anlayışını benimseyip görevini bırakıp, gerek kendisi ve gerekse çevresi ve dahası Suriye halkının selameti için uluslararası toplumun sesine kulak vermesi olacaktır. 

Yanlış kılavuzlara takılan Suriye yönetimi Suriye’yi kan gölüne çevirdi.

Arkasında çok sayıda insanın, acımasız ve emsali görülmemiş bir acımasızlık ve gaddarlık örnekleri bırakarak, katline neden oldu.

Şimdi bu kötü süreçte kendisini yönlendiren ve destekleyenlerden beklenen, bunların en az Suriye lideri kadar suçlu ve büyük bir yanlışın içine düşmüş olduklarını görmüş olmaları, hiç olmazsa bundan sonra geri adım atıp bir an evvel yapılan gaddarlığın bitmesine ve akıtılan kanın durmasına yardımcı olmalarıdır...

Kitle halinde askerlerin ordudan ayrılması da Suriye’deki zulüm yönetiminin sonunun geldiği şeklinde algılanıyor. East’ın ailesinin Rusya’ya kaçtığı ve rejim yanlısı askerlerin gaz maskesi takmalarının ise kimyasal silah kullanma görüşünü artırdığı yönünde.

İngiliz Guardian gazetesine göre, Esat’ın yaralı olduğu, Şam’ı terk ettiği ve Lazkiye’ye kaçtığı iddia ediliyor. Son bombalama hadisesinden sonra ise ABD, "Suriye yönetiminin kontrolü kaybettiği" görüşünü ileri sürerek, son patlamanın rejime büyük bir darba vurduğunu ifade ediyor.

Suriye’nin önde gelen isimlerinin öldürülmesi sonun başlangıcı şeklinde yorumlanıyor.  

Kendisinin ve yakın çevresinin yüksek menfaatlerini korumak için daha önceki yıllarda başvurduğu vahşet yoluna bu defa Suriye halkı baş eğmedi, Baas rejiminin acımasız ölüm timlerine karşı gelerek temel haklarını elde etmek için çok kayıp verdiler.

Zulmünü devam ettiremeyeceği, bir gün sonunun mutlaka geleceği basiretinden yoksun olan gaddar rejim artık sona yaklaşmış görünüyor. Temenni edilir ki acımasızca dökülen insan kanının en kısa zamanda durması.

Suriye liderinin bugüne kadar yaptığı anlamsız bir inadın; aşırı milliyetçi ve ırkçı bir anlayışın eseri olduğu anlaşılıyor.

Ümit ederiz bu büyük yanlış, maksatlarına milliyetçilik ve ırkçılıkla kan dökerek, insanın en temel hakkı olan yaşama hakkını hiçe sayarak, sadece kendi kişisel emellerini tatmin etmeden başka bir amaç gütmeyenler için ders olur…