13 Şubat 2013 Çarşamba

“Biz size ne yaptık”


 

 

 
İsrail ordusu Filistinlilere ait evleri yıkmış. Bu da bir “İsrail Klasiği”…

Her konuda kendini ruhsatlı gören İsrail devleti gerekçe olarak da evlerin ruhsatsız oluşunu göstermiş.

Bu tutumuyla İsrail “Merdi kipti şecaat arz ederken sirkatin söyler” özdeyişini hatırlatıyor.

Altmış yılı aşan bir süredir Filistinlilere karşı her türlü hukuksuzluk ve haksızlığı yaparak, toprağını elinden alarak, canlarına kıyarak hiçbir hak tanımayan İsrail Filistinlileri ruhsatsız ev yapmakla suçluyor. İzan ve insaf sahibi biri çıkıp da, İsrail devletinin hangi işinin ruhsatlı olduğunu söyleyebilir?

Çünkü İsrail devleti için hak ve hukuk sadece ona aittir.

Arkasına aldığı güçlerle başkasına hak tanıma erdemini ve hukukunu göstermemektedir.

Ne uluslararası hukuku ve ne de temel insan haklarını tanıma gibi bir yükümlülüğünü kendinde göremiyor.

Aklına ne eserse onu yapma cüretini hiç çekinmeden de gösteriyor.

Bu güne kadar Filistin toprakları içinde at oynatmaya devam ediyor.

İstediği katliamı, istediği işgali yaptı, yapıyor.

Biliyor ki kimsenin gıkı çıkmayacak!

Ne Birleşmiş Milletlerin kararına, ne uluslararası yasalara uyduğu yok.

Hiçbir uluslararası kuruluşta bu hususta ciddi bir şekilde uyarıda bulunmuyor.

Üstünkörü bir kınama yapmakla yetiniyor.

Bu devlet yıllardır Filistinlilerin evlerini, bağ ve bahçelerini yıkarak kendi insanlarına yerleşim yerleri kuruyor. Bunu yaparken “bana nasıl olsa kimse ruhsatın var mı diye sormaz ve sorama cüretini gösteremez” diyor.

Filistinliler ise kendi topraklarında en tabii insan hakkı olan yaşama haklarına sahip olamıyorlar.

Eğer bu temel ihlalleler birilerine dokunmuyorsa, bu insani değerlerin ihlali kâğıt üzerinde kalmaktan öteye geçmiyor.

Uluslararası hukuk ve uluslararası ortak değerleri sadece İsrail devleti değil, onun bu değerleri ihlal etmesine göz yumanlar da dolaylı olarak ihlal eylemine ortak olmuş oluyorlar.

Sürekli olarak Filistinlilere ve Müslümanların kutsal değerlerine saldırırken kendisini hep masum gösterme maharetini ve rolünü çok iyi oynuyor. Bütün dünyaya da bu sahte masumiyetini kabul ettiriyor.

“Bu masumiyet maskesi arakasında hep saldırgan olacağım, istediğimi yapacağım, karşı tarafı da dünyaya terörist ilan edeceğim” anlayışını arkasına aldığı güçler sayesinde sürdürüyor.

Mescidi Aksa’nın hemen bitişiğinde yıkım yaparak sinagog yapacağı söyleniyor.

Basından takip ettiğimiz kadarıyla Müslümanların bu mukaddes mekânında yıkım işlemini sürdürüyor. Buranın Müslümanların kutsal mekânı olmasının yanında, bir tarihi değeri var uluslar arası toplum ve ilgili kurumlar buna da mı sahip çıkamıyorlar.

“Sana bu ruhsatı kim verdi, bu izni kimden aldın” diye soran yok.

Uluslararası toplum ve bunun önde gelen ülkeleri insan hakları ve barışı ağzından düşürmezken, sürekli insan hakları ihlalleri yapan ve barış karşıtı fiillerde bulunan bu devlete ses çıkarmayıp sürekli göz yumarlarsa, bu tutum bunların barış konusunda samimi olmadıklarının açık bir işareti olmaz mı?

Evi yıkılan çocuk, “Biz size ne yaptık” diyerek feryat ediyor; fakat çocuk hakları ve insan hakları savunucuları duymaz! Çünkü kulakları tıkalı, vicdanları kararmış